Son derece besleyici bir meyve olan muzun içerisinde %75 oranında su, %1,3 oranında protein ve %0,6 oranında yağ bulunmaktadır. 100 gram soyulmuş muz; 108,5 kalori, 3 g lif, 1 g protein ve 27,5 g karbonhidrat ile önemli miktarda potasyum içerir. Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir.

İçerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde atıkların vücuttan atılmasını kolaylaştırır ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Muz alerji tedavisinde de kullanılır. İçindeki potasyum, sodyumla birlikte hücre ve kas gelişimini sağlar, vücudun su dengesini ayarlar ve kalp atışlarının normale dönmesine yardımcı olur. Sodyum-potasyum dengesinin bozulması sinir sistemi ve kasların faaliyetlerinde düzensizliğe yol açar; potasyum eksikliği ayrıca vücutta ödem oluşmasına ve kan şekerinin düşmesine neden olabilir. Fazla potasyum alımı da zararlıdır.

İçerdiği B6 vitamini sayesinde protein ve amino asitlerin pek çok kimyasal reaksiyona girmesinde aktif rol üstlenir. Beynin normal işleyişine yardımcı olur, kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu destekler ve vücut sıvıları arasındaki kimyasal dengeyi korur. Enerji üretimine katkıda bulunur, strese karşı dayanıklılık sağlar, metabolik süreçlerde yardımcı enzim görevi görür ve bazı kansızlık türlerini tedavi eder. B6 vitamini eksikliğinde ise yorgunluk, zihin bulanıklığı, sinirlilik, uykusuzluk, kansızlık, böbrek taşları ve cilt dokusunun bozulması gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Yorgunluk ve ishale de birebirdir; içerdiği vitaminler vücutta serotonin benzeri etkiler yaratmaktadır. Bağırsak rahatsızlıkları ve sinir zafiyeti için çok faydalıdır. Muzda kalsiyum miktarı az olduğundan yoğurt veya sütle birlikte tüketilmesi kemik gelişimi ve korunması için önerilir; sütle birlikte yenilen muz vücuda bol demir, kalsiyum ve vitamin sağlar. Muz demirce, süt ise kalsiyumca zengindir; bu iki gıda birlikte çocukların kanlanmasını ve gelişimini, hastaların ise kendilerini toplamalarını sağlar. Kahvaltılık gevreklerle de karıştırılabilir. 10. aydan itibaren bebeklere süt veya yoğurtla karışımı sağlıklı gelişimleri için tavsiye edilmektedir.

Muz bol vitaminleriyle sinir zafiyetini, sinir ve beyin yorgunluğunu giderir; bedenen ve özellikle zihnen çalışanlara çok faydalıdır. Sinir rahatsızlığı olanlar için öneri: Her gün iki öğün arası (sabah 10 veya öğleden sonra 15'te) iyi olgunlaşmış 1 muz ezilmeli, 2 yemek kaşığı bal ve 1 kaşık taze krema karıştırılıp sade veya ekmekle yenmeli ve buna 8-10 gün devam edilmelidir.

Muz, taneni ve nişastasıyla bağırsak rahatsızlıklarını giderir. Sellüloz içermediğinden peklik çekenler muzu sade yememeli; portakal veya armut gibi bağırsakları yumuşatan meyvelerle ya da sebze yemeklerinin ardından tüketmelidir. Mafsal ve böbrek hastalarına çok faydalıdır. Muzun kendiliğinden olgunlaşmış olması gerekir: olgun muzun ucu esmer, rengi koyu sarı ve hafif yumuşak olur; gazla sarartılanlar ham olup mide asidini artırır ve pekliğe yol açar. Gıda değeri patatesten üstündür. Bol nişastalı olduğundan ağızda tükürükle iyice karıştırılarak yutulmalı, aksi hâlde midede ekşime ve bağırsakta gaz oluşur. Şeker hastalarına tavsiye edilmez.

Japonya'da Muz Diyeti Çılgınlığı

Japonya'da başlayan muz diyeti çılgınlığı nedeniyle marketlerde muz bulmak güçleşti. Sumiko Watanabe adlı bir eczacının "Sabah Muz Diyeti" adlı kitabında anlattığı diyetin temeli, sabah kahvaltısını yalnızca bir muz ve oda sıcaklığında bir bardak suyla tamamlamaktır. Gün boyu tok tutan muz sayesinde diğer öğünler az yenilmekte; diyet boyunca tatlı yemek yasak, saat 20.00'den sonra hiçbir şey tüketilmemesi ve erken yatılması tavsiye edilmektedir. Bir Japon kadın şarkıcının altı haftada yaklaşık 7 kg verdiği duyulduktan sonra muz tüketiminde önceki yıla göre %80 artış yaşandı. Bu diyetin bilinen bir zararı yoktur; yine de doktor kontrolü olmadan uygulanmaması önerilir.